|

Mauthausen Toplama Kampı’nın son tanıklarıyla buluşmak!

taniklar

İlk katılışımdan beri, Mauthasen’deki hatırlama ve anma etkinliklerinin benim için en önemli tarafı, o kamptta yaşamış ve halen hayatta olan çok az sayıdaki tanıkla karşılaşmak. Her yı azalarak da olsa birer canlı anıt, kanıt gibi ordalar onlar. 2013 yılında sıkboğaz etmeden sohbet ettiğimiz tanık Polonyalıydı. Bütün ailesini Auschwitz’de kaybetmişti ve 12 yaşında getirilmişti Mauthausen’a.

HÜSEYİN ŞİMŞEK

Linz – Avusturya’nın Oberösterreich (Yukarı Avusturya) eyaletinde yer alan Mauthausen kasabası, Tuna nehrinin kenarında kuruludur. 1914’ten beridir uluslararası gündemde kendine bir yer edinegeldi. Gündemde ya da dünya çapında “ün”e kavuşmuş olmasının bir sebebi ise, hiç de içaçıcı bir sebep değil. Ol sebep, kasabanın hemen yanı başındaki bir tepede bulunan kamp idi. Tuna nehrine tepeden bakan bir kamp! İki dönemi vardı bu kampın. Birincisi, 1914-18 yılları arasında “savaş esirleri kampı”; ikincisi, 1938-45 arasında “Nazi toplama kampı”!

Tarihi, 1. Dünya Savaşı yıllarına kadar uzanan Mauthausen Kampı, anılan savaş boyunca, savaş esirlerinin kapatıldığı bir yerdi. İlk savaş esiri kafilesi, 1914’ün Ekim ayının son günlerinde getirilmişti. Bu ilk kafile, Sırp savaş esirlerinden oluşuyordu. Savaş yılları boyunca, Mauthausen’a 20 bin savaş esiri kapatıldı. 3 Kasım 1918’de savaş bitti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu teslim anlaşması imzaladı. Mauthausen Kampı’nda sağ kalan esirler ülkelerine gönderildi. Kamp da kapatıldı.

Naziler, “savaş esirleri kampı”nı “ölüm kampı”na çeviriyor

Alman faşistleri, Almanya’da iktidara geldikleri 1933’ten yenilgiye uğratıldıkları 1945 yılına kadar milyonlarca faşizm kurbanını hapsedebilmek için, (işgal ve ilhak ettikleri ülkelerdekiler de dahil) yaklaşık 20 bin kamp kurdular. Bu kamplar, işlevlerine göre farklılıklar gösteriyordu: Zorla çalıştırma, geçiş istasyonu ve doğrudan katliam için inşa edilen imha kampları! Nazi toplama kamplarındaki ilk tutuklular Yahudiler, komünistleri, sosyalistler, sosyal demokratlar, Romanlar (Çingeneler), Yehova Şahitleri, eşcinseller ve “asosyal” ya da “sosyal açıdan sapkın davranış”lar göstermekle suçlanan kişiler oldu.

Almanya, Avusturya’yı Nisan 1938’de ilhak etti. Nazi Almanyası’nın ilhakından önce, dört yıldır (1934’ten beri) Avusturya zaten (Austro) faşist bir yönetime sahipti. Bu ülkedeki komünistler, sosyalistler, sosyal demokratlar başta olmak üzere bütün muhalif hareketler ve azınlıklar, dört yıldır baskı, yasak ve ölümle yüz yüzeydi. Ama Naziler, dört yıldır iktidarda olan Austrofaşist yönetime adeta “rahmet” okutacaklardı. Öyle ki Austrofaşistlerin bir kesimi bile Nazi rejiminin baskı, yasak, ölüm uygulamalarına maruz kaldı.

Naziler, tutukladıkları siyasal muhalifleri ve “düşman” ilan ettikleri azınlıkları, önceleri Almanya’daki Dachau, Buchenwald ve Sachsenhausen toplama kamplarına hapsetmeye başladılar. Daha sonra ise, Avusturya’nın en büyük ve merkezi kampı olarak Konzentrationslager Mauthausen’i (Mauthausen Toplama Kampı) faal hale getirdiler. 1914-18 arasının Mauthausen Savaş Esirleri Kampı, artık yeni dönemde bir toplama (yani ölüm) kampı olmuştu.

Mauthausen, başlangıçta tek bir kampken zaman içinde genişletilmiştir. 1940 yılında, Almanya’nın kontrolündeki Avrupa sahasının en büyük “çalışma kampı tesisleri” arasındaydı artık. Mauthausen merkez ofisinden yönetilen kampların sayısı 52’yi bulacaktı. Bunlardan Gusen, Ebensee ve Melk kampları “ana alt kamp” sayılıyordu. Kamplar bu yeni haliyle, 8 Ağustos 1938’den 1945’e kadar faaliyette kaldı. Mauthausen Toplama Kampı, açık olduğu süre zarfında, 100 binin üzerinde kişiye mezar oldu.

Aynı zamanda köle işçilik alanı

“Alman Toprak ve Taş İşletmeleri” (Deutsche Erd- und Steinwerke GmbH-DEST) adlı bir şirket kuruldu. Şirket, Avusturya’nın ilhak edilişinden kısa bir süre sonra, 29 Nisan 1938 günü Berlin’de ve Schutzstaffell-SS’lerin (Nazi ölüm mangaları) bir girişimi olarak gündeme geldi. 16 Mart 1942’ye kadar, toplama kamplarının merkezi yönetimi, “SS Ana Yönetim Dairesi”nde iken (SS-Führungshauptamt-SS-FHA), 19 Mart 1942’den sonra daire bir isim değişikliğine gitti: “SS-Ekonomi ve Yönetim Ana Dairesi” (SS-Wirtschafts-und Verwaltungshauptamt-WVHA)!

Bu organizasyon, kamplardaki tutukluların ölene ya da öldürülene kadar “ucuz iş gücü” ve “köle iş gücü” olarak kullanılmasını sağlamaya yönelikti. Gusen ve Mauthausen kamplarının yanı başında işletilir olan taş ve granit ocakları Naziler açısından “en gözde işletme” halini alacaktı. İki kampın da  Hitler’in “lider kent” yapacağını ifade ettiği Linz gibi bir sanayi merkezinin yakınında olması, değerlerini artırıyordu. Mauthausen 15 kilometre, Gusen ise sadece 12 kilometre Linz’in doğusunda ve Tuna üzerinde bulunuyordu. Oralardan çıkacak granit, en başta bağlı oldukları kentin “lider kent” yapılışında işe yarayacak, aynı zamanda Alman sanayisinin önemli beslenme kaynaklarından biri olacaktı.

SS, 16 Mayıs 1938 günü 30 sivil işçisiyle Mauthausen Taş Ocağı’nı (Steinbruch Mauthausen) aldı ve DEST’e devir işlemi 18 Ağustos günü tamamlandı. Gusen Taş Ocağı ise, 25 Mayıs 1938 günü elde edildi. DEST’in işletme sahibi olmasında yöntem ucuza satın alma ve el koyma temelinde gelişecekti. Mauthausen’nın köle işçileri olarak kullanılacak olan 300 kişilik ilk mahkum kafilesi ise 8 Ağustos 1938 günü Dachau Toplama Kampı’ndan nakledildi. Bu kafileyle birlikte, ilk SS muhafız grubu da Mauthausen’na ulaşacaktı.

Sonra, trenler dolusu “kurban” taşıma dönemi başladı. Mauthausen Tren İstanyonu’na bu şekilde giren ilk tren, 27 Kasım 1938 günü gelendi. 1945’e kadar, yaklaşık 200 bin kişi bu kampta köle olarak çalıştırıldı. Köle işçiler, mahkumlar 30 farklı etnik kökene sahipti. Mahkumların yaklaşık yüzde 2,5’i kadındı. Daha az sayıda da olsa, bu kampta köle gibi çalıştıtılan, öldürülen gençler ve çocuklar da vardı. Kampın toplam 197.464 kişiyi bulan mahkumlarından yaklaşık 100 bini ağır koşullara dayanamayıp öldü ve öldürüldü.

1947’den beri “hatırlama ve anma anıtı”

Mauthausen Toplama Kampı, 1947’den beri “hatırlama ve anma anıtı” statüsündedir. Her yıl hatırlama ve anma etkinlikleri yapılır. Etkinlik tarihleri, kampın Naziler’den temizlenme tarihi olan 5 Mayıs’a göre belirlenir. Örneğin, 2013 yılında 13 Mayıs; 2016’da ise 15 Mayıs günü yapıldı. Yani, 5 Mayıs’tan sonraki Pazar günü esas alınır. Etkinlikler, saat 10:00’a doğru başlar.

Avusturya’dan cumhurbaşkanı, başbakan ve kimi bakanlar; toplama kampında vatandaşları katledilen Polonya, İtalya, Rusya, Fransa, İspanya, Hollanda, Belçika  gibi ülkelerden ise delegasyonlar yer alır. Etkinliklere, Türkiye kökenli göçmen kurumlar da katılır. AABF ve üye Alevi dernekleri; ATİGF, ADHF ve DİDF gibi sosyalist federasyonlar başta olmak üzere. Kampta yaşamış ve halen hayatta olan bir grup mağdur da orada hazır bulunur. Anmalarda faşizm lanetlenir, kurbanlar anılır.

Bu yılki, anma etkinliklerine üçüncü katılışımdı. 2013’teki ikinci katılışımda olduğu gibi, 15 Mayıs 2016 günkü anma etkinliğinden sonra, Mauthausen’de faaliyette olan Perg Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi’nde ilgili bir sohbete de konuk oldum. Ben, “Avusturya’da faşist hareketlerin dünü ve bugünü”; Linz ADA yöneticilerinden Dersim Tuncel ise Mauthausen Toplama Kampı’nın tarihini ve işlevini anlatan birer sunum yaptık. “İkinci Vatan”ımız Avusturya’nın ilgili tarihine kısa bir yolculuktu bu.

İlk katılışımdan beri, bu anma etkinliklerinin benim için en önemli tarafı, o kamptta yaşamış ve halen hayatta olan çok az sayıdaki tanıkla karşılaşmak, onları görmek, onlarla yüz yüze gelmek. Çok konuşmazlar onlar. Birer canlı anıt, kanıt gibi orda bulunurlar. 2013 yılındaki anmalarda, Perg PSAKD Başkanı Fatoş Küçükuncular’la kampın ön bahçesindeki taşlardan birine ilişmiş bir tanığın yanına yaklaşmıştık. Fazla sıkboğaz etmeden sohbet etmekti amacımız. Görüntülü kayıt da yapacaktık. Polonyalıydı tanığımız. Bütün ailesini oradaki Auschwitz Kampı’nda kaybetmişti ve 12 yaşında getirilmişti Mauthausen Kampı’na. Başından geçen her şeyi çok ayrıntılı ve net hatırladığını, hatırlamak istediğini ifade etmişti kısa konuşmasında. Her yıl hatırlama ve anma etkinliklerine gelip, aynı yerde otururmuş uzun uzun.

Bir daha asla olmasın istiyorsak, hatırlamaya ve anmaya devam etmek zorundayız.

(17 Mayıs 2016)

http://www.hallac.org

Sie müssen eingelogged sein, um ein Kommentar zu posten. Einloggen